|
|
|
|
|
|
. |
|
Deftere Yaz | Defteri Oku
|
|
|
 |
|
. |
|
arpaköylü hayati - 18.12.2014 |
|
. |
"Büyük lokma ye büyük söz sõyleme "derler ama ben yine tersini deneyeceğim.çünkü kültür aynı zamanda kontrolde demektir, genellikle erkekliğin, erkeklerin aleyhine. Evlilik örgütlenmedir der Ece Ayhan, ama bence aynı anda , zamanda ,EVLİLİK en çok bilinen şekliyle AŞK ın ERKEĞE YASAKLANMASIDIR. Düğünde bunun aleme ilanı.Aşkın her türlüsü insanın yaşayarak fıtri sıkıntısını aşması, sosyalleşmesidir.korkusuzluk, güven ve haz..Erkeklerin bu yeteneklerinin elinden ,tek eş yemi ile çaktırarak alınması ,hayat damarlarını(birini deyil) ilelebet kesmek demektir.Esas sorumlu bugünkü sofistike kadın hegemonyası medeniyetidir.üreme, çelik çocuk torun torba soy sop tek amaçtır ki hepsi ilkel komündeki gibi hep beraber olabilirdi.slmhayati
|
|
. |
|
 |
|
|
. |
|
ziya çartıl - 31.03.2014 |
|
. |
Bü ülkenin sağcısı hırsızı sever, katillerine kahraman diye tapar, Alevisi celladına aşıksa, Kürdü şıh ve ağasına bağlıysa, solcusu her şeyi bilir, kimseyi dinlemezse o toplumda ne beklenir ? Bana asıl acı koyan da seçim var diye bir aydır köye gitmedim. seçim sonucu değil de bu daha acı koydu.. |
|
. |
|
 |
|
|
. |
|
Sami Rodoplu - 26.03.2014 |
|
. |
|
Güzel paylaşımların için sana çok teşekkür ederim. Etkinlik detayları çok güzel anlatılmış ,başarılarının devamını dilerim.. |
|
. |
|
 |
|
|
. |
|
zahide - 12.03.2014 |
|
. |
YÜZ DE YÜZÜZ
Başaktan düşse buğday tanesi Toprak sırlasa dört bir yanını Boğazımıza dizilen her bir lokmayı Sözün hası taşırız yarınımıza.
Ne ölüm korkutur ne yıldırır yokluk Varlığımız yorgan dostluğumuz yastık Zinciri zindanı dilsiz bıraktık Bir mevsim sürmüyor en uzun gece.
Unutamadığımız insanlığımız kadar eskidir köklerimiz Ayakları yeryüzünde başları güneşe kavuşmuş devler biziz Özümüzle sözümüzle, gül yüzlerden bakan gözüz Hem ölüyüz hem diriyiz,giden biz gelen de biziz.
Görmüş geçirmiş dağların bekleyişidir sabrımız Öyle ateş dillidir ki demiri eritir suskunluğumuz Ağzımızı bir kere açtığımızda volkan gibi patlar Zulme dair ne varsa silip geçer lavlarımız.
Her çağda sırtımızda ateşten gömleğimiz Acıdan sevda öğütür gönül değirmenimiz Oğlumuzla kızımızla geleceği kuran biziz. Bir de binler,yüz de yüzüz. 11.03.2014
|
|
. |
|
 |
|
|
. |
|
ziya çartıl - 08.12.2013 |
|
. |
Bu topraklar, bizi yaratıp bağrına basan, çürüten topraklar; Büyük ozan Veysel’in “ Yüzün yırttım tırnağınan, belinen, Yine beni karşıladı gül inen…” dediği topraklar. Aynı topraklar Pir Sultanı da, Hınzır Paşa’yı da; Seyir Rıza’yı da Kılıçdaroğlu’nu da yarattı. Demek ki doğa hem nimetleri hem de acımasızca zıtlıklarını yaratıyor. Ya da dindarların dediği gibi Allah insanı da şeytanı da yaratmış; Şimdi sözü Kılıçdaroğlu’nun ABD ye gitmesine ve Gülen cemaati ile ilişkiye geçmesine getireceğim. Eskiden ordudan medet umarlardı, şimdi de umut diye Gülen’in kapısını çalıyorlar. Dönüşte de hiç utanmadan “ Seçim öncesi her kesimle görüşüyoruz” dedi. Görüşmede kaç milletvekili ya da belediye başkanı kontenjanı ayırdı cemaate şimdilik belli değil; Bu konuda hiçbir gazeteci soru da sormadı. Bir zamanlar Ecevit’te cumhurbaşkanlığı, yüze yakın milletvekili, bir o kadar öğretim görevlisi sözü vermişti Gülen’e. Ama aynı insanlar üç ay sonra Ecevit’e sırt çevirip, sahte sağlık raporlarıyla siyaset sahnesinde sildiler. CHP’nin sonu da aynı olacak; Bu normal da Dersimli, Seyit Rıza’nın soyundan gelen Kılıçdaroğlu bunu nasıl yapar ?! Yoksa Dersim toprakları yeni Hınzır Paşa’lar mı yetiştiriyor? Eğer böyleyse sana oy verecek demokratların ve Alevilerin haline acıyorum…
|
|
. |
|
 |
|
|
. |
|
T.FİKRET YURT - 06.11.2013 |
|
. |
|
SEVGİLİ HOCAM, DİLERİM YAŞAMIN HER CEPHESİNDE DAHA YÜKSEĞE VE DAHA GÜZELE ULAŞIRSIN.. TEBRİKLER, SAĞLIKLAR... FİKRET-BODOSK |
|
. |
|
 |
|
|
. |
|
ziya çarıl - 03.11.2013 |
|
. |
Neler gördük neler, ne ihanetler, ne dönekler, ne ajanlar, ne provokatörler Kısacası fazla okumadım ( daha doğrusu okuyamadım) ama çok şey yaşadım. Şu bizim solcuların bir çok hatasına rağmen halkımızın çok güzel bilgeliği vardır, kendisi için mücadele veren dürüst ve hümanist insanları asla unutmazlar. Bu ülkede halkının önünde yürüyen lider pek azdır, halkıyla kepçenin önüne çıkan, “Halkıma nasıl vurursun? Nasıl gaz atarsın?” diyerek polise şamar atan bir milletvekili var mı Sebahat Tuncer’den başka. Kim ne derse desin bence Sebahat Tuncer’in heykelinin dikilmesi gerekir Diyarbakır’a. Çünkü 99 da 1 Mayıs ta CHP milletvekili Sinan Yerlikaya’yı polislerin nasıl dövdüğünü filim izler gibi tv lerde izlemiştik; Yanındaki partili arkadaşları da izlemişti bu rezilliği, bir çoğu da milletvekiliydi. Kıllarını kıpırdatmadılar. Kendini savunamayan vekil beyler halkı mı savunacak? Bir de içip içip trafik polisine ceza ödememek için milletvekili kartını çıkarıp “ Ben milletvekiliyim nasıl bana ceza yazarsın” diye polisin üzerine yürüyen vekiller gördüm. Yani halkı için polise şamar atan tarihe geçecek tek vekil Sebahat Tuncer, ağaç için kepçenin önüne çıkan tek vekil Sırrı Süreyya Önder. Bugün İstanbul bu hareketinin cevabını verdi Kadıköy de “ Adayımız Sırrı Süreyya” diye adını yollara yazdı Aleviler. Ben de bu yazıyı onun için yazdım bu halk kıymet bilir, önderini liderini de yeri geldi mi iyi tanır onu hiç unutmaz Pir Sultan’ı, Denizleri unutmadığı gibi. Ahhh bir de halktan biri olabilsek, halkı tanıyabilsek, halk için yeni projeler üretebilsek bak halk bize nasıl hemen yüzünü dönecek Selamlar
|
|
. |
|
 |
|
|
. |
|
Eyüp S Kart - 03.11.2013 |
|
. |
HDP Türkiye partisi olur mu?
İlker Demir – Taraf
HDP ilk olağanüstü kongresini yaptı. Nasıl anlatılsa, nereden başlansa; Kürtler, Kürtler().. Evet, aynen öyle. HDP’yi anlatmak demek Kürtleri anlatmak demek. Kürtleri anlatmak Türk devletini, Osmanlı’yı anlatmak demek. Mezopotamya’yı, Fırat ve Dicle arasını, Ortadoğu’yu anlatmak da yetmez, petrolü, enerjiyi, ABD’yi, AB’yi anlatmak, küresel sermayeyi anlatmak demektir, HDP. Bu kadar çok etken içinden, Türkiye partisi çıkartmaya çalışmak Türkiye’yi Dicle ve Fırat arasına taşımaya çalışmak gibidir. HDP’den Türkiye partisi çıkar mı diye heyecan üretip oyalamanın, volantirizmin anlamı yok. Hem henüz etkenlerin kararı yok, hem de Türkiye’nin böyle bir partiye hazır koşulları yok. Dünyada egemenler, politikasını güce, çıkara göre belirler. Türkiye’de de öyle. AK Parti devleti, pragmatik ve çıkarcıdır; güçler dengesine göre politika çizer. Öyleyse, önce doğru hedeflerle bir güç olunmalıdır. HDP’nin güç olmak için koşulları vardır, bir güç olabilir ama bu güçten Türkiye partisi çıkmaz. Kategorik olarak bakıldığında Türkiye’nin demokratikleşmeye, Kürtlerin ulusal haklarının iadesine ihtiyacı var. Her iki hedef birbiriyle doğrudan ilintili de olsa aciliyetleri farklıdır. Belki de tortusu kalmış milliyetçiliğin bir tezahürü olarak ille de ortaklık üretmek adına ‘tavuktan mı, yumurtadan mı çıkar’ tartışmasının gereği yoktur. Mesela Kürtler için anadilde eğitim olmazsa olmaz, acil çözüm ve uğruna dişe diş demokratik bir siyasi mücadele gündemindeyken, sendikal bir hakkın alınması o kadar acil değildir. Alkışları, heyecanları, beklentileri, gördükleri rüyalar bile farklıdır. Örnekler çoğaltılabilir. Doğaldır. Kim ne diyebilir Tek ortak çığlıkları barıştır; ortada Mehmetler ve gerillaların ölümü dışında çığlık attıracak bir ortaklık yoktur. Kürtler için AK Parti’nin ilk Diyarbakır mitinginde bir Kürt gencinin mealen dediği, ‘fabrika filan değil, önce insan yerine koyulmak’ acildir. Gerçi o günden bugüne, epey yol alınmıştır, ama Türkiye’deki diğer halklar, hâlâ o duyguyu anlayabilir, empati yapabilir, bu sorun Türkiye partisiyle çözülür diyecek durumda değildir. Ayrıca yılların yetiştirilme tarzı milliyetçilik de büyük bir engeldir. O hâlde Türkiye’de acil ihtiyaç, başta Kürtler olmak üzere tüm ulusal, kültürel haklarının iadesi için çok yönlü bir mücadeledir. Bu mücadelenin politik örgütlenmesi kuşkusuz partidir. Ama tüm sivil örgütlenmeler de toplumu geleceğe hazırlamak için mücadele içinde olmalıdır. Mücadelenin ana ekseni halkların hak ve özgürlükleridir, örgütlenmenin de iskeleti halklardır. HDP, Türkiye’den Ortadoğu’ya uzanan, her halkın seksiyonu olan bir halklar partisi olup haksızlığa karşı dik durma merkezi olabilir. Parti, uluslaşmış, uluslaşmakta olanlar ve yitmekte olan bir kültürü, dili yaşatmaya çalışanlar dâhil olmak üzere tüm kültürlerin mücadelesini kapsamalıdır. Halklar bakımından zengin Türkiye’yi fakirliğe mahkûm eden tekçi devlette yapısal değişiklik sağlayana kadar bu ulusal ve kültürel hedef korunmalıdır. HDP, sosyalist, liberal, dindar, dinsiz veya demokrat ayrımı yapmayan bir ulusal haklar ve kültürler partisi olursa ve öyle hareket ederse bir ihtiyaca cevap verir. Gelene önkoşulsuz hoşgeldin denmesi gerektiği gibi, ki yapısal değişiklikten sonra kim nasıl bir rejim isterse, tamamen kendi bileceği iştir de diyebilmelidir. Alışılmışın aksine olunmalı, ille ortak görüş için çalışılmamalıdır. Tabii bunu sağlamak için eski demokratik merkeziyetçi örgütlenmeyi müzeye kaldırmak gerekir. Çünkü her halk, kültür, kişi, kendi istediği doğrultuda düşünmek ve davranmak hakkına sahiptir. HDP, tüm halkların ama gerçek olan da kıvılcımın tutuşturduğu Kürtlerin partisi olacaktır; bu kaçınılmaz, doğal bir zorunluluktur. Bir Kürt zaten MHP ve CHP’de olmaz, güç, çıkar vs. gereği olabileceği AK Parti ve hatta YSGP (Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi) içinde olmanın dahi kayıp olacağını düşüneceği bir parti olmalıdır HDP. Bu perspektiften bakıldığında HDP, daha önce başarısız olmuş örgütlenmeler, TBKP (Türkiye Birleşik Komünist Partisi), BSP (Sadun Aren, Birleşik Sosyalist Parti), YDH (Cem Boyner; Yeni Demokrasi Hareketi), ÖDP (Ufuk Uras, Özgürlük ve dayanışma Partisi) gibi olmamalıdır. Bu örgütlenmelerin programları mı, yönetenleri mi kötüydü Hayır, programları da, yöneticileri de iyiydi; demokratik de sayılırdı. Bugünlere de katkısı oldu, ama bir ihtiyaca cevap veremedi.
HDP içinde eski sol örgütlerin olması ne sağlar? Olmalarında kuşkusuz hiçbir sakınca yok, örgütler duyarlılık sigortası gibi dururlar; üye sayısı az da olsa nitelikli çabaları, birikimleri, polemikleri olumlu bir katkı da üretebilir ama kitleselliği sağlamaz. İlacı olsa kendi keline sürerdi misali, kendi örgütünü kitselleştirememişlerken halklar örgütüne bir kitleselleştirme katkıları olmaz. Ama HDP halkların partisi olacaksa, örgütlere, örgütsel işlev düşmez. Dar kadro örgütlenme anlayışıyla kitlesellik birarada olamaz. Bu bağlamda örgütler, kişiler olarak kalabilir, faydalı da olur, ama işlevsiz bir yapının temsili olmaz; doğal yöneticilik ve delegelik kendiliğinden kalkar. Ayrıca sol örgütsel varlık, bugünü kuran, bedel ödeyen sosyalistler olsa bile ulusal kitleselliğe engel olur. Özetle, halkların partisi olması temenni, HDP’den çıksa çıksa, Türkiye’deki Kürtler partisi çıkar. Peki, Türkiye’de demokrasi ve sosyal kurtuluş çıkar mı? Nasıl anlatılsa, nereden başlansa; Türkler, Türkler.
|
|
. |
|
 |
|
|
. |
|
ziya çarıl - 30.10.2013 |
|
. |
|
Emice hemi de bensiz gittin, gördün, gezdin, geldin… hayırlı olsun da bizde bir söz vardır bilirsin “ Yediğin içtiğin sana da gördüğünü anlat” derler. Ben kaseti seyrettim seni hiç göremedim. Başkası gitmiş olmaya senin yerine? Bir de burada kaçırdıkların var onları ben sana anlatayım. Yeni bir partimiz oldu, nur topu gibi. Eşber Hoca’ya sordum bu tutacak mı? diye. O da bana döndü “sence tutar mı?” dedi. Ben seksenden sonra birçok sol, sosyalist partinin kurulduğunu, hiç birine üye olmadığımı, SHP hariç… Oradan da doksan üçte milletvekilleri içeri atıldığında sahip çıkılmadığını düşünerek istifa ettim, bugüne kadar da hiçbir partiye üye olmadığımı ama burada büyük bir heyecan, öz güven olduğunu gördüğümü söyledim. Seni fazla yormayım başka kaçırdıklarını söyleyeyim sen dağlarda gezerken biz Marmara’nın altını deldik Avrupa’ya girdik kazma kürekle dualarla. Kubilay’ı everdik, torunum oldu. Ha bu arada şunu da söyleyeyim İbrahim Ateş’i kaybettik. Bu kadar haber yeter devamı haftaya selamlar… |
|
. |
|
 |
|
|
. |
|
Eyüp S Kart - 30.10.2013 |
|
. |
|
Hoş gelmişsin Hıdır.Video çekimleri harika.Ama görüntülerde sen hiç yoksun...Bize gidiyorum diye numara çekmemişsindir umarım:) |
|
. |
|
 |
|
|
|
. |
|
|
|
|