.
 

Son 10 Yorum

 
 

Ziyaretçi İstatikleri

Bugün : 229
Toplam : 757468
 
 
ZİYARETÇİ DEFTERİ
.
Deftere Yaz  |  Defteri Oku
.
ziya çartıl  -  25.09.2013
.
CEZALISIN ank ğeldim çekeçeğin var elimden
.
.
zahide  -  31.08.2013
.
BEN İSTERİM

Ben isterim ki
Bulutlar ağlasın
Çocuklar ağlamasın.
Hiçbiri öksüzlük
Yetimlik duymasın.
Ben isterim ki
Konuşsun her çiçek
kendi dilince
Silahların
kesilsin sesi.
Ben isterim ki
soğuğa, karanlığa
kapansın kapılar,
Gözler kapanmasın,
Sözler kapanmasın.
Ben isterim ki,
Yangınlar sönsün,
Umutlar sönmesin.
Erişsin her meyve
kendi çağında.
Yüreklere
acı söz değmesin.
Ben isterim ki,
eğilsin dallar
bereketten.
İnsanoğlu
başını eğmesin
utançtan ya da güçsüzlükten.
Ben isterim ki
gözyaşı gibi
aksın pınarlar
berrak, duru
toprağın üzerinde.
Pınar gibi
akmasın gözyaşı
yeryüzünün hiçbir yerinde.
Ben isterim ki
Her şey eğilsin
insanın önünde
insan insana tutsak olmasın.
Ben isterim ki
sevinç, mutluluk
bol olsun.
Yürekten yüreğe,
ülkeden ülkeye
açık yol olsun...




Resul RIZA
.
.
mehmet kocakır  -  05.07.2013
.
her işiniz ratgelsin
.
.
Günay Aktürk  -  08.06.2013
.
Kendinden olmayanlari susturmaya calismak, gormezden gelip barbarca kendi dusuncelerini kabullendirmek faşizan bir turumdur. Faşist siyaset anlayişıyla ülke yöneten liderler, tarih boyunca hem yikilmaya mahkum olmuş; hem de ebediyen kara lekeleriyle anılmışlardır. Her daim ileriye doğru ilerleme gösteren bir dünyada zulüm asla baskın gelemez.
Toplumlarda hükümetleri iktidara getiren; ve iktidarlari da yerle bir edebilen halktir ve dolayisiyla da halkın inançlarıdır. Bugün ülkemizde halkın dini duygularıyla iktidara gelen Erdoğan hükümeti, sergilediği insanlık dışı eylemleriyle, tarihteki lekeli çukura gömülmeye mahkumdur. Bu onlar için kaçınılmaz bir sondur. Bu zulüm, bu baskı, bu karanlık dünya görüşü yıkılacaktır.
.
.
zahide  -  03.05.2013
.
AŞK HALİ

Seni gördüm,gören gözlerimden utandım
Seni sevdim,diyen dillerimden arındım
Maldı mülktü,yoktu vardı
koydum kenara
Yetmişiki millet şimdi bir bana.

Aşk geldi,kapılarımı açtı
sonsuzluğa doğru
kafesinden özgürlüğe uçtu can kuşu.
Senlik benlik silindi birden
bilmeden ,
bedenimden benliğimden soyundum.
.
.
zahide  -  30.04.2013
.
Mayıs
Mayıs, ayların gülüdür,
taze bir çiçek dalıdır,
İçerim ateş doludur;
Mayıs‘ta gönlüm delidir.

Yeşil dağlara göçülür,
Kırmızı şaraplar içilir;
Yarim dökülüp saçılır,
Mayıs‘ta gönlüm delidir.

Göklere karşı yatılır,
Dertlerimiz unutulur;
Eski sevgiler atılır;
Mayıs‘ta gönlüm delidir.

Uzakta kuşlar seslenir;
Gönlüm genişler beslenir;
Yaşamağa heveslenir,
Mayıs‘ta gönlüm delidir.

Yumuşak rüzgarlar eser;
Çimenlerde yarim gezer,
Yanılır, bana gülümser;
Mayıs‘ta gönlüm delidir.

Sabahattin Ali
.
.
ali cavit nacar  -  11.04.2013
.
Çocuklar gibi karsiliksiz sevebilmek, Gami-gasaveti ötede görmek. En sevilen yemisi ortadan bölmek, Dogrusu... Büyüdügün gün ölmek.
.
.
ali cavit nacar  -  11.04.2013
.
Hayati çocukça yasamak gerek, Çocuk gibi sen-sakrak. Ölmeyi de bilmek gerek, Dogrusu...Büyüdügün gün ölmek
.
.
zahide üzümçeker  -  04.04.2013
.
Gelincikler
gelincikler tek tek göründü mü çayırlarda
işi iş kasabanın
su yüzlü çocuğun işi iş
bir de poyraza döndü mü hava
başlar masmavi damarlar fışkırmaya yanaklarından
faytonların turuncu tekerlekleri
yansır gaz tenekeleriyle çevrili bahçelerde
asılı çamaşırlarından bir tutam çivit kokusu alıp gider
gelincikler tek tek göründü mü çayırlarda.

saat onikilerde
postanede mektup yazan adamlara bakar bir semt delisi
durmadan bakar
ki o mektuplar nereye giderse gitsin
öylesine uzundur ki kasaba
gelinciklerden bükülmüş bir ibrişim gibi
gidip gelen mektup zarflarıyla tarif edilebilir ancak
içlerinde kar serpintisi
içlerinde bozkır
içlerinde herkesin bir güneyi olan
ve marangozlar upuzun kayıklar yaparlar bunun için
kesersiz, çivisiz, elsiz
sadece ruhlarından
o kayıkları içinde domates doğranan bir akşamüstünde yüzdürürler
canlanır suya değince hemen
bordalarındaki nakışlar
bir derya gülü alıp başını gider.

yeter ki görünsün gelincikler
önce tek tek görünsün sonra topluca
usta bir doğramacı gibi kırmızılar doğrar kasaba
gelincikler indi mi çayırlardan
su bardaklarına, berber dükkanlarına girdi mi
duvarlara sicimle tutturulmuş şişelere
girdi mi bir kere
-aynaları boğacak neredeyse
-taşlıkları basacak sel gibi
o zaman...
tam o zaman
marangozlar mis gibi rakılar içerek kayıklarında
konuştukça binlerce kayık
konuştukça binlerce köpük, binlerce kıyı olurlar
ve nedense bir vapur bizi alıp götürecekmiş gibi bakarız bir-
birimize
unuturuz sonra alıp başını gitmeyi de
yeter ki iki dudak arasına konsun gelincikler
ipince bir ıslığa yerleştirilsin
türküler süzsün tüveyçlerinden
kahveler eski renklerine boyanır yeniden
biralar ciğ ışıkta bile parlak
yıkanır tertemiz oluncaya kadar yaşamak.

gerçekte bir sevinç, bir mutluluk yok değildir yüreklerimizde
sevgiler umutlar yok değildir
öyleyse neden çabuk küseriz birbirimize
çabuk öfkeleniriz
durup durup böyle hüzünlenmemiz neden
anlamıyoruz da ondan mı yoksa
bir bütün olduğunu mutluluğun
umudun bir bütün olduğunu
seziyor muyuz yalnızca
baktıkça gelincik tarlalarına uzaktan
öyle bir arada güzel
yaşamanın lezzetini
kanımızı tutuşturdukça gün günden
buğusunu saldıkça
bir tütün dumanı gibi yaktıkça genzimizi.

Edip Cansever


.
.
salman  -  25.02.2013
.
eyyy hıdır ses. dört beş gündür siten yenilenmiyor.yine hangi dağdasın?
.
.